21 Haziran 2010 Pazartesi

İlhan Selçuk




Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi ve "Pencere" köşesi yazarı sevgili İlhan Selçuk'u kaybettik. Malesef bir süredir beklenen bir olaydı ama gene de iyi adamları kaybetmek her zaman icimi acıtıyor, hele de böyle karanlık günlerden geçerken.

Birçok internet sitesinde - ki bunlar hükümet yanlısı internet siteleri - İlhan Selçuk'un gazeteciliğinden çok komedi filmi tadındaki ergenekon davasının sanığı olarak suçlandığı söyleniyor. Yazar, gazeteci, aydın, hukukçu vs gibi sıfatların yerine ergenekon sanığı gibi saçma sapan yakıştırmaların konulmaya çalışması, ya da Amerikan Hastane'sinde tedavi gördüğü için kendisine savaş açılması gibi saçma sapan ayrıntılara değinmeyi tercih etmişler. Naparsınız karısının hastanesi yok ki gitsin orda tedavi olsun, yoksa sizin ağzınıza böyle saçma laf vermeyi hiç istemezdi eminim.

84 yaşında hasta bir adamı sabahın 4:30 unda evinden alıp 40 saat sorgulamaktan utanmayan bir devlet var ortada, aynı devlet 74 yaşında kanser hastası bir kadının evine girip saatlerce bütün hayatını didiklemekte, kız çocukları okutmak için kurulan bütün ÇYDD şubelerine baskın yapıp belgeleri toparlamakta bir sakınca görmedi ama gene aynı devlet kayıp trilyon davası sırasında çok yaşlı olduğu gerekçesiyle Necmettin Erbakan'ın evinde cezasını çekmesini sağladı. Bu ikiyüzlülük değil de nedir????

İlhan Selçuk'un son yazısında kaleme aldıkları çok hoş ve manidar ama anlayabilene tabi.


İkisini de Eyvallah...
Arabayla asfalt yolda giderken birden karşına bir levha çıkar..
"Yol kapalı"
Bozulursun...
Ama yapacağın bir şey de yoktur.
Bugün Pazar!..
Pazartesi günü yürekten ameliyat olacağız., söylenenlere bakılırsa epey gıllı gışlı bir operasyonmuş, nalları havaya dikersek bozulmayalım, olur böyle şeyler...
...
Nalları dikmezsem...
Daha görüşürüz...
Dikersem, her ne kadar kusurumuz da olsa, affola...
İkisine de eyvallah..."

Sevgili Türkan Saylan'ın arkasından yaptığınız gibi kına yakarsınız artık Sevgili İlhan Selçuk için de.Nefret ediyorum gerçekten sizin bu sığ, cahil ve bağnaz bakış açınızdan.

İcim acıyor iyi adamları yitirdikçe ...

10 Haziran 2010 Perşembe

sex and the city 2






evet nihayet geldi ve evet ben dün akşam ön gösterime gittim :)))
çokkkkkk güzelllllldiiiiiiii :) salonda zorla getirildiği belli olan birkaç erkek dışında kadınların çok büyük üstünlüğü vardı - normal olarak- sonuçta tam bir kadın filmi
evetttttttt gelelim filme, ben ilk filmden çok daha başarılı buldum, ilk bölüm özellikle gayet akıcı ve eğlenceliydi, ama 2. yarının sonuna doğru biraz uzatmışlar hafif baydım :)))


kesinlikle 40 yaşının olgunluğunu yaşayan bir grup kadın çıkıyor öncelikle karşımıza, Samantha hariç hepsi gayet mutlu evliliklere sahipler, çoluk çocuğa karışmışlar ama gene de beraberler, eşler de gayet mutlu, pek eğlenceli bir grup olmuşlar, ama zaman ilerledikçe görüyoruz ki Miranda işinde mutlu değil, Charlotte iki çocukla delirmek üzere ve Carrie Big ile olan evliliğinin monotonluğa dönmesinden korkuyor. İşte tam bu sorunlar kendini göstermeye başlamışken Samantha'ya gelen bir PR teklifi ile kızlar bir haftalığına Abu Dabi 'ye tatile gidiyorlar. Kesinlikle muhteşem bir tatil e başlamışken bir süre sonra aslında iç dünyalarını göstermeye başlıyorlar veeeeeeee filmin en bomba anlarından biri: Carrie sokakta Aidan ile karşılaşıyor, sonrasını anlatmiyim gidin seyredin :)))


bir tek şey paylaşacağım ki buna zaten filmin fragmanından da ulaşabilirsiniz, Aidan'ın bir akşam Carrie'yi gördüğünde ona o kadar hayranlıkla bir bakışı ve yutkunması var ki dedim allahım bir erkeğe bir gün ben de bunu yaşatmak istiyorum :))))))):
sonuçta dün akşam çok yakın kız arkadaşlarımla kafamızı dağıttığımız, gülüp eğlendiğimiz, manzaralarına, kıyafetlerine ve de özellikle yan rollerdeki erkek oyuncularına hasta olduğumuz bir film seyrettik, Sex And The City'i beğenen herkese de tavsiye ederim :))))

7 Haziran 2010 Pazartesi

eski sevgilinin yeni sevgilisi



Cumartesi akşamı yıllarca aşık olduğum adamı yeni sevgilisi ile gördüm, aynı masada yemekte olmamızdan dolayı ne yedim, ne konuştum, ne yaptım hiç bilmiyorum.
evet tekrar beraber olmayacağımızı ve arkadaş kaldığımızı ikimiz de biliyorduk ama bi sevgilisi olduğunu bile bilmeden karşıma elele çıkmaları beni şaşırtmaya yetti
eninde sonunda hayatımdaki insan diye birisini karşıma çıkaracağını biliyordum tabi ki ama keşke ben görmeden önce bi haber verseydi, ilk duyduğumda dünya ayağımın altından kaydı zannettim.
cumartesi gecesi kötüydüm, malesef bütün eski anılar beynimin içinde dolandı durdu sabaha kadar, üstelik geçen yaz tekrar beraber olma gibi bi durumumuz olduğunu düşündükçe canım çok acıdı
ama şaşırarak farkettim ki bikaç romantik film ve rejimimi bozduran biraz abur cubur bunu atlatmama yetti, hep düşünüyordum herhalde dağılırım toplanamam falan diye ama düşündüğümden sağlam çıktım :)) gene de bi süre daha onlarla aynı ortama girmeyecek olmanın rahatlığı da yok desem yalan olur :)))
ayrıca eski sevgiliden dost olmaz kavramına şiddetle karşıyım, evet benim de yolda görsem suratına bakmayacağım eski sevgililerim vardır ama bu adam benim 10 yaşından beri arkadaşım, 8 sene boyunca o Kanada da ben burda gitti geldi, oldu olmadı bir ilişkiyi yürütmeye çalışmamız ve beceremememiz arkadaşlığımızı etkilemedi çok fazla, sadece ben aşık oldum kendisine :)) ikimiz de yıllar sonra aynı şehirde olduğumuzda bir şansımız olmasını isterdim ama bu sefer de o göze alamadı arkadaşlığımızın bozulması riskini
sonuç mu?? sonuçta onun hayatında birisi var, üstelik de gayet mutlu görünüyor, benim ise hayatımda kimse yok ama ben de mutluyum sanırım :))
bu arada yukardaki resimde bulunan voodo bebeğinden bende olduğunu belirtiyim ama kesinlikle bu adam için değil, erkek görünümlü bir şerefsizin arkasından almıştım :)) işe yaradığına inandığımdan diil ama o iğneleri onun belli yerlerine batırdığımı düşünmek hırsımı almama yardımcı olmuştu geçen kış :))))))))))

3 Haziran 2010 Perşembe

akşam

Akşam Rihanna konserine gidiyorum :)) son dakkada karar verip milleti de gaza getirdim öğle tatilinde gidip bilet aldım :)) ehehehehe evet eğlenicem :)))

25 Mayıs 2010 Salı

CHP'nin nihayet yeni bir başkanı var


Ne kadar umutsuz durumdaymışız meğer, ne kadar düzgün birine hasretmişiz toplum olarak meğer. Sevgili Kemal Kılıçdaroğlunu bu kadar sahiplenmemiz başka nasıl açıklanabilir :))
Dünyanın en zengin başbakanları arasında adı geçen ama mal varlığını açıkladığında bir dikili ağacı bile bulunmayan insanların aksine daha başkan olmadan açıkladı bütün mal varlığını üstelik sadece kendisinin değil ailesininkini de, insanların başka eleştiri bulamayıp da gömleğine taktığı dönemde "kazandığım parayla aldım, hediye falan diil" diyecek kadar dürüst davrandı.
Siz başkalarının kullandığı 300-500 milyonluk marka eşarplara, tasarım çantalara, son moda, milyarlık saatlere, Amerika'dan getirttikleri özel jeeplere, ailelerini devletin uçakları ile özel düğünlere göndermelerine nasıl kafayı takmıyosunuz, nasıl sineye çekiyorsunuz biz de Kılıçdaroğlunun 500 milyonluk gömleğini sineye çekiyoruz bu seferlik.
Umarım bu sefer sol partiler bir grup altında toplanabilirler de bizim de özlem duyduğumuz birlik sağlanır,  şu anda ülkemizin en çok ihtiyaç duyduğu olgu bu sanırım.
İktidar açısından kötü oldu tabi, onlar Baykal ile devam etmeyi tercih ederlerdi, ne de olsa o zaman karşılarında bir muhalefet yoktu :) daha ilk günden başladılar saldırmaya, neymiş efendim "Recep bey" sokak jargonu ile konuşmakmış :) "Ananı da al git" gayet  uygun bir salon uslübu çünkü biliyosunuz :)) önce düşünüp sonra konuşacaksın ki söylediklerinin bir değeri olacak
Ben kendi adıma Kemal Kılıçdaroğlundan ve oluşturduğu listeden umutluyum, özellikle Süheyl Batum'un partiye katılmasına çok sevindim. Politika dışında olmasına rağmen Kemal Kılıçdaroğlu'nun "akıl hocam" diye nitelendirdiği Sencer Ayata'nın da partiye olumlu etkisi olacağına inanıyorum.
Bekleyip göreceğiz neler olacağını, ama bu esen olumlu havanın insanları biraz olsun hareketlendirdiğini, üzerlerindeki ölü toprağını biraz attığını görmek iyi geldi bana :)

20 Mayıs 2010 Perşembe

Madencilere Başbakan'ın açıklaması

Zonguldak'ta göcük altında kalan 30 madencide 28'inin cesetine ulaşılmış, sayın Başbakanımız "madencilerin yaptıkları mesleğin kaderi bu" diye teselli ediyor acılı aileleri

böyle bir kibir, böyle bir terbiyesizlik yok artık ya. sen habire AB standartları deyip duruyorsun ama etrafındaki hangi iş AB standartlarına uygun?

"babalarını, amcalarını maden de kaybederler sonra bakarsın onlar da madenci olmuş, kaderlerini biliyorlar" diyorsun ama neden kaderlerine boyun eğdiklerini hiç mi düşünmüyorsun. sen bu insanlara daha iyi şartlar, daha iyi iş yaratmazsan elinde ne varsa onunla yetinecek tabi. bu iş öyle seçim öncesi kömür, erzak, beyaz eşya dağıtmakla olmuyor. önemli olan bu insanları seçim sonrasında da korumak kollamak.

işte bunları konuşunca da Nazlı Ilıcak gibi kendi yandaşları adamlar "hükümete mal etmemek lazım bunları" gibi şuursuz cümleler kurabiliyor. ya bu hükümet yeni mi geçti başa, bu patlamalar ilk defa mı oldu Zonguldak'ta????????? buna bir önlem almak, bir güvenlik sağlamak çok mu zor geliyor ama tabi kendi ailelerinden kimse yok bu insanların arasında, keni aileleri gemiciklerinde ya da Louis Vittob mağazalarında alışverişte, umurlarında mı madendeki işçiler???? Nazlı Ilıcak demiş ki "İngilterede de oluyor maden patlamaları ve de insanlara tazminatlar veriliyor" Şimdi Nazlı hanım 1. bu patlamalar İngiltere'de 1800 lü yıllarda oluyordu biz 2010 yılındayız, 2. si madem İngiltere hükümeti tazminat veriyor, hadi sizin hükümetiniz de versin de görelim. kan parası diye 3 kuruş verirsiniz insanlara dalga geçer gibi sonra suratlarına bile bakmazsınız, ama sorarsanız en dini bütün en insancıl sizsiniz

İkiyüzlülük diz boyu

5 Mayıs 2010 Çarşamba

darağacında 3 fidan


Asıldık Ey Halkım, Unutma Bizi !!!!!!

Onlar daha iyi bir dünya isteğiyle idealleri için öldüler, onlar kadar cesur muyuz????? malesef diiliz, olamıyoruz :(((

kendim çıkıp urganı kendim geçireceğim boynuma. Bunu çok istiyorum. Cellat falan sokmayacağım yanıma. İğrenç bir şey. ve dönüp orada beni asan heriflere, asılmamı seyreden heriflere, diyeceğim ki: Burada ölen yalnızca bedenimdir; ki zaten ölümlüydü, ölecekti.Ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz. Düşüncem yaşayacak, diyeceğim. Sonra avukatlarıma döneceğim. Sizler de, bizler için gelecek kuşaklara tanıklık edin,diyeceğim. Bir devrimci ölüme böyle gider işte. Bayram yerine gider gibi.
DENİZ GEZMİŞ

henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık. bir kadın eli değmemişti ellerimiz. bir sevgiliden mektup bile almamıştık daha. bir gece sabaha karşı, pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına. herkes tanıktır ki korkmadık. içimiz titremedi hiç. mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere
asıldık ey halkım unutma bizi
UĞUR MUMCU