tamamen benim zırvaladıklarım. hayat hakkında, aşk hakkında, ilişkiler hakkında, aile hakkında, dostluk hakkında. kısaca benim hakkımda
1 Şubat 2011 Salı
happy birthday to me
Heppy de birtday tooo meeee :)))) kocamannnnnnnnnn 32 yaşında bi kadın oldum ama ben henüz 25 ime girmiş gibi hissediyorum napıcaz :)))))))))))))
Never Too Old To Party :))))))))))))))))) Kutlamalar başlasınnnnnnnnn
6 Ocak 2011 Perşembe
2011 filmleri
Yeni filmler geliyor, birkaç tanesini heyecan ve merakla bekliyorum gerçekten.
1- I am love: Çok başarılı bir oyuncu olduğunu düşündügüm Tilda Swinton'un başrolünde olduğu bir film. Film Milano'da geçiyor yani benim gibi İtalya'yı sevenlerin mutlaka görmesi gerekli :))
şimdilik aklıma gelen ya da gözüme çarpanlar bunlar ama araştırmalarım devam edicek :))
1- I am love: Çok başarılı bir oyuncu olduğunu düşündügüm Tilda Swinton'un başrolünde olduğu bir film. Film Milano'da geçiyor yani benim gibi İtalya'yı sevenlerin mutlaka görmesi gerekli :))
Milan’da tekstil işiyle uğraşan zengin bir ailenin hasta olan büyükbabası işi oğlunun ve torununun bakımına bıraktığını ilan eder.
Evin hanımı Emma (Tilda Swinton) hem onların iş seyehatlari nedeniyle hem de kızının okul için evi terketmesiyle kendini yalnız hisseder. Rus asıllı olan Emma kendini yeni bir dünyada bulur… Burjuvazi, aşk ve tutku üçgeninde gelişen trajik bir aşk hikayesi. Fragmanı için tıklayabilirsiniz.
2- Black Swan: Muhteşem Natalie Portman'dan gene çok güzel bir film, zaten kadının içinde olduğu hi.bir projeye kayıtsız kalamıyorum :))
Nina (Portman), New York’ta yaşayan çok yetenekli bir balerindir ve hayatında çoğu balerin için de olduğu gibi dansetmekten başka bir şey yoktur.
Eski bir balerin olan ve bu konuda çok hırslı olan annesi Erica (Hershey) ile yaşamaktadır. Oyun yönetmeni Thomas Leroy (Cassel) Kuğu Gölü’nün baş balerini Beth MacIntyre (Ryder) yeni sezonda değiştirmeye karar verir ve ilk tercihi de Nina’dır.
Balenin saf ve zarif Beyaz Kuğu ile şehvetin temsilcisi Siyah Kuğuyu aynı anda canlandırabilecek birine ihtiyacı vardır. Fakat Nina’yı bekleyen bir yeni bir rakip vardır, ve o da Leroy’u etkilemeyi başarmıştır. Nina Beyaz Kuğu rolüne her ne kadar uysa da Lily de Siyah Kuğu’nun tam karşılığıdır.
İki genç dansçı arasındaki rekabet garip bir arkadaşlığa dönüşürken Nina da kendi karanlık tarafıyla haşır neşir olmaya başlamıştır – onu mahvedebilecek türden bir kayıtsızlık. Fragmanı için tıklayınız.
3- No Strings Attached: Gene bir Natalie Portman filmi, bu defa romantik komedi oynamış, fragmanından gördüğüm kadarıyla eğlenceli gibi :)
Filmde Portman ve Kutcher, duygusallık içermeyen, cinsel bir arkadaşlık kurmaya çalışırlar. Ancak çok fazla süre geçmeden, bu işin böyle yürümeyeceğini, sadece seks üzerine bir ilişki kurulamayacağını ve daha fazlasını istediklerini farkederler. Fragmanı için tıklayınız.
4- Bir Avuç Deniz: Engin Altan DÜzyatan ve Berrak Tüzünataç'ın başrollerini paylaştıkları bir aşk filmi. Çok büyük beklentiler içinde olunmaması gerek büyük ihtimalle ama güzel görünüyor.
Deniz isimli bir kızın; Deniz’e aşık Mert’in; Mert’e aşık Deniz ve Dilek’in; belki de hepsinden önemlisi, oğlu Mert’e aşık Rana Hanım’ın hikayesi.
Bir avuç aldığımız deniz, gerçekten deniz midir?
Tutkularımızın sınırı nerede? Fragmanı için tıklayınız.
Bir avuç aldığımız deniz, gerçekten deniz midir?
Tutkularımızın sınırı nerede? Fragmanı için tıklayınız.
5- Eyvah Eyvah 2: İlk filmde çok eğlenmiştim, çok samimi bir komedi gelmişti bana, 2. filmden de umutluyum açıkcası :)
İlk filmin sonunda aşık olduğu kızı (Özge Borak Şakrak) istemek için Firuzan ile ( Demet Akbağ) Geyikli’ye doğru yola çıkan Hüseyin”i ( Ata Demirer) EYYVAH EYVAH 2’de de binbir yeni macera bekliyor!
Firuzan’ın birkaç günlük ziyareti Kuzey Ege’de uzun bir maceraya dönerken, Hüseyin’in Müjgan’a kavuşup kavuşamayacağının cevabı da bu maceraya bağlı! Fragmanı için tıklayınız.
Firuzan’ın birkaç günlük ziyareti Kuzey Ege’de uzun bir maceraya dönerken, Hüseyin’in Müjgan’a kavuşup kavuşamayacağının cevabı da bu maceraya bağlı! Fragmanı için tıklayınız.
6- Aşk Tasadüfleri Sever: Yakışıklı ve bir o kadar da yetenekli Mehmet Günsür'un yeni filmi. Belçim Erdoğan ile başrolü paylaşıyor bu filmde. Bu adama aşık rolleri çokkkk yakışıyorrrr :))))
Çocukluk ve ilk gençlik yılları boyunca yolları Ankara’da kesişen ve 2010 yılında İstanbul’da tanışan Özgür (Mehmet Günsür) ve Deniz (Belçim Bilgin), kendilerini engellerle dolu aşk macerasının içinde bulurlar. Bir yandan da geri dönüşlerle onların geçmişlerini izlerken, diğer yandan da Türkiye’nin 70’li, 80’li, 90’lı ve 2000’li yıllarında gezerek, dönemin unutulmaya yüz tutmuş populer kültür öğeleri, müzikleri, yaşam biçimleri Aşk Tesadüfleri Sever’in nostaljik yönünü tamamlıyor. Fragmanı için tıklayınız.
7- Pirates of Caribbean: On Stranger Tides: Karayip Korsanlarının son filmi, bu kez sadece Johnny Deep'i görüyoruz filmde, kendisine Penelope Cruz eşlik ediyor.
Yapımcılığını Jerry Bruckheimer ve yönetmenliğini Rob Marshall’ın üstlendiği “Karayip Korsanları: Gizemli Denizlerde”, başarılı seriyi ateşleyen eğlence, macera ve mizah unsurlarını bu defa Disney Dijital 3 Boyutlu olarak aktarıyor. Johnny Depp, aksiyon dolu bir dürüstlük, ihanet,gençlik ve ölüm hikayesindeki simgeleşmiş Kaptan Jack Sparrow rol üne geri dönüyor ve yolu geçmişinden gelen bir kadınla (Penelope Cruz) kesişiyor. Jack hem aralarındakinin bir aşk olup olmadığından, hem de kadının efsanevi Gençlik Çeşmesi’ni bulmak için kendisini kullanan acımasız bir sahtekar olup olmadığından emin olamıyor. Kadın onu korkunç korsan Karasakal’ın (Ian McShane) gemisi Kraliçe Anne’in İntikamı’na binmeye zorlayınca, Jack kendini Karasakal’dan mı yoksa geçmişinden gelen bu kadından mı daha fazla korktuğunu bilmediği beklenmedik bir maceranın içinde buluyor. Fragmanı için tıklayınız.
8- Harry Potter and The Deathly Hallows: Kim ne derse desin ben 1. filmi beğendim, 2. yi de sabırsızlıkla bekliyorum. Bütün seriyi, hem kitap hem de film olarak seviyorum napim :)))) Malesef henüz 2. filmin fragramı çekilmedi ama şimdilik ben 1. film ile de idare ederim diyenler için buyrun.
29 Aralık 2010 Çarşamba
yılbaşı filmleri
bi önceki yazımda bahsettiğim üzere bir yılbaşına modundayım hala :) bu akşam eve gidip güzel bir yılbaşı filmi seyredesim var. Tavsiyesi olan var mı?
Benim aklıma ilk gelen Love Actually oldu :) pek de severim o filmi :)
Benim aklıma ilk gelen Love Actually oldu :) pek de severim o filmi :)
17 Aralık 2010 Cuma
Yeni yıl, yeni yıl, yeni yıl herkese kutlu olsun
Yılbaşı gelliyorrrrrrrrrrrr :)))) bugün nedense pek bir yılbaşı moduna girdim, yarın alışveriş yapacağım belki onun etkisidir :)
Bu sene yılbaşı planları kasım sonu gibi başladı ama ben kaç senedir evde yaptığımız 150-200 kişilik partilerden bir tanesini daha kaldıramayacağımı söyleyerek rest çekince, evde parti yapmak yerine İzmir'e gideceğiz çok sevdiğimiz arkadaşlarımızın yanına, onun için de ayrı heyecanlıyım.
Hediye için kafamda bir sürü fikir var ama bir o kadar da bilmiyorum ne alacağımı, artık bazı şeylere yarın görünce karar vereceğim :)
Siz de heyecanlı mısınız yılbaşı için :)))))))))
10 Kasım 2010 Çarşamba
toplantı halleri
2 gün önce raporlara gömülmüş öğle yemeğine çıkamamıştım, sonuçta yasak olmasına rağmen yemeğimi şirkete sipariş ettim ama yemeğim gelmeden toplantıya girmem gerekti, kartımı kızlara emanet edip kendimi Cognos Raporlarının büyülü dünyasını paylaşacağımız toplantıya attım. Tek tesellim Sıla ve Kübra nın da aynı dünyada bana eşlik edecek olmalarıydı ama ben toplantıya en son girince doğal olarak onlarla oturamadım ve 3 ümüz içinde işkence dolu birkaç saat böylece başladı.
O kadar teknik konulardan bahsediliyordu ki gözlerimi açık tutma çalışmalarım tamamen faydasızdı, hem konuların sıkıcılığından hem de açlıktan artık gözlerim kararmaya başlamıştı ki birim yöneticilerinin birdenbire yükselen sesleri beni kendime getirdi, bir an kulak kesildim uyanmam için bana mı sesleniyorlar diye ama hemen farkettim ki dertleri birbirlerine üstünlük kurmakmış, raporların eski yöneticisi ve yeni yöneticisi çocuk gibi sen bunu yaptın aslında ben bunu demiştim gibi bir tartışma içindeler. Bunu farkeden "Genel Müdürümüz" Mehmet bey hemen olaya müdahale etti ve aaaa susun bakiyim, insanların içinde kavga edilmez ayıptır, alırım sizi ayağımın altında der gibi bir bakış atarak bunlar bu toplantının konusu diil gibi bir cümle ile olayı kapattı.
Yaklaşık 10 dakika daha devam eden bu işkencenin sonunda Mehmet bey bu toplantıya Pınar ve benim dahil olmamızın gereksiz olduğuna karar verip bizi azat etti, allahım yemeğime kavuşacağım diye düşünerek Sıla ve Kübranın özgürlüğümü elde etmemle ilgili kıskanç bakışlarına aldırmamaya çalışarak kendimi dışarı attım. İçimden William Wallace gibi "FREEDOM" diye bağırmak geldi ama açık ofis ortamında çok hoş karşılanmayacağını düşünerek tuttum kendimi.
Allahım ne zaman bir toplantıdan çıktığımda evet ya bak bu da çok verimli geçti diyebileceğim, öyle bir dünya var mı ?????
multinet
Geçen ay ortasında şirketimizin sağladığı muhteşem bir olanak olan - belki de tek olanak- Multinet kartımı kaybettim, allahım deli danalar gibi 3 gün arandım, kendime itiraf edemedim kaybettiğimi. Ama sonunda acı gerçekle yüzleştim, o ay daha içinde bi sürü para olan kartım kaybolmuştu be ben yenisi gelene kadar cebimden vermek zorundaydım yemek paralarını, ki yenisinin gelmesi de 15 günü bulur demişlerdi.
Eeeeee hergün kart ile onu da yiyelim, bunu da sipariş edelim diye bol keseden saçarken, bir anda aslında çok da aç diilim ben bi çorbayla geçiştireyim yemeği durumuna gelmiştim, Sıla ve Kübra halime acıyarak yemek ısmarladılar bana birkaç gün, ben de boynum bükük kabul ettim hatta içimden onlara "Size anne diyebilir miyim?" gibi cümleler kurmak geçti.
Neyse bu sancılı 15 günü atlattım ve yeni kartıma kavuştum, hatta içinde mevcut olan bakiyesi ile geldi, üstüne de yeni ayın parası eklenince ohhhhh değmeyin keyfime, bir anda Multinet zengini oldum, tabi eski havama geri kavuştum böylece, dedim nereye isterseniz gidelim artık, kanyon bile deseniz vız gelir tırıs gider.
Ama dün gene ufak bir kriz geçirdim allahım kartımı kaybettim diye, sonra Kübranın aklına geldi de "dün giydiğin ceketin cebinde olabilir mi acaba" dedi. Akşam koşa koşa gidip ceketimin cebine baktım, evet bir adet çakmak ile beraber kuzu kuzu bekliyordu beni orada.
Yok yok bu iş böyle olmayacak, ben en iyisi kartıma bir delik açıp boynuma takayım onu, yoksa bu dalgınlıkla gene bi yerlerde bırakacağım, bir daha da kendisinden haber alınamayacak.
Eeeeee hergün kart ile onu da yiyelim, bunu da sipariş edelim diye bol keseden saçarken, bir anda aslında çok da aç diilim ben bi çorbayla geçiştireyim yemeği durumuna gelmiştim, Sıla ve Kübra halime acıyarak yemek ısmarladılar bana birkaç gün, ben de boynum bükük kabul ettim hatta içimden onlara "Size anne diyebilir miyim?" gibi cümleler kurmak geçti.
Neyse bu sancılı 15 günü atlattım ve yeni kartıma kavuştum, hatta içinde mevcut olan bakiyesi ile geldi, üstüne de yeni ayın parası eklenince ohhhhh değmeyin keyfime, bir anda Multinet zengini oldum, tabi eski havama geri kavuştum böylece, dedim nereye isterseniz gidelim artık, kanyon bile deseniz vız gelir tırıs gider.
Ama dün gene ufak bir kriz geçirdim allahım kartımı kaybettim diye, sonra Kübranın aklına geldi de "dün giydiğin ceketin cebinde olabilir mi acaba" dedi. Akşam koşa koşa gidip ceketimin cebine baktım, evet bir adet çakmak ile beraber kuzu kuzu bekliyordu beni orada.
Yok yok bu iş böyle olmayacak, ben en iyisi kartıma bir delik açıp boynuma takayım onu, yoksa bu dalgınlıkla gene bi yerlerde bırakacağım, bir daha da kendisinden haber alınamayacak.
18 Ekim 2010 Pazartesi
Retired and Extremely Dangerous

Konusuna gelince; Frank Mosses (Bruce Willis) zamanında CIA'in en iyi ajanlarından biridir, emekliye ayrılıp sakin bir hayat sürerken kendisini öldürmeye çalışan adamlar çıkar karşısına, bir şekilde kendisi gibi 3 arkadaşının daha hedef olduğunu öğrenir ve hep beraber olayı çözmek için harekete geçerler. Fragmanı için buyrun
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



